Suriye’nin yeniden istikrar kazanmaya başladığı ve Şara yönetiminin Kürtlere yönelik olumlu yaklaşımlarının gündeme geldiği bir dönemde, birbiriyle bağlantılı iki kritik olay yaşandı. Bu gelişmelerden ilki, Amerika Birleşik Devletleri’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee tarafından yapılan çarpıcı açıklamalar, diğeri ise terör örgütü DEAŞ’ın iki senelik sessizliğin ardından Türkiye ve Suriye’yi hedef alan sesli mesajı oldu. Her iki durumun da arka planında İsrail’in bölgeyi istikrarsızlaştırma stratejisi yattığı iddia ediliyor.
İsrail’in Sınırları Nereyi Kapsıyor? Huckabee’nin “Vadedilmiş Toprak” İddiası
ABD’li gazeteci Tucker Carlson’a konuşan ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, İsrail’in Nil’den Fırat’a uzanan toprak iddialarını dini metinlere dayandırarak savundu. Carlson’ın, “Bu Mısır’ın, Suriye’nin, Irak’ın, Ürdün’ün, Lübnan’ın ve Suudi Arabistan’ın bir kısmını kapsar. Yani tüm Ortadoğu’yu almak anlamına geliyor” şeklindeki sorusuna Huckabee şu yanıtı verdi:
“İsrail’in onların hepsini alması iyi olurdu çünkü Tanrı onu onlara verdi. İncil’e göre, evet, bu, Yahudi halkına sonsuza dek mülk olarak verilen vaat edilmiş topraklardır. Eğer bir gün İsrail bu toprakların tamamı üzerinde egemenlik veya kontrol kurarsa hepsini almaları sorun olmaz.”
Carlson’ın Amerika’nın bu durumu neden desteklemesi gerektiğine dair sorusunu ise Huckabee, “Çünkü İncil böyle diyor ve bu kutsal bir hak” diyerek cevapladı. Bu sözler, başta Türkiye olmak üzere Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan gibi pek çok ülkeden ve uluslararası kuruluştan sert tepkiler alırken, ABD’nin bölgedeki parçalama planlarına verdiği desteği yeniden tartışmaya açtı.
DEAŞ Neden İki Yıl Sonra Yeniden Sahneye Çıkarıldı?
İsrail’in bölgedeki hedeflerine ulaşmak için DEAŞ kartını yeniden devreye soktuğu belirtiliyor. Wall Street Journal (WSJ) gazetesinde yer alan habere göre, ABD önümüzdeki iki ay içinde Suriye’deki son 1.000 askerini çekmeyi planlıyor. Ancak haberde yer alan şu detay dikkat çekici:
- Bazı analistler çekilmenin IŞİD militanlığını yeniden canlandırabileceğini savunuyor.
- Bir ABD’li yetkili, çekilmenin “koşullara bağlı” olduğunu ve terör örgütünün güçlenmesi durumunda kararın gözden geçirilebileceğini belirtti.
DEAŞ Sözcüsü Ebu Hüzeyfe el-Ansari’nin Tehdit Mesajı
Hemen ardından, iki yıldır sessizliğini koruyan DEAŞ sözcüsü Ebu Hüzeyfe el-Ansari bir ses kaydı yayınlayarak şu ifadeleri kullandı: “Şam’daki Nusayri rejiminin Suriye’deki liderinin düşüşü ve yerine hızla Amerikan nüfuzuna bağlı bir düzen/rejim getirildi. İki yıl sonra size sesleniyoruz… Yeni Suriye rejimi, laik hükümeti ve ulusal ordusuyla kâfir ve mürteddir. Şam’daki mücahitler için öncelik onlarla savaşmaktır.”
İsrail ve DEAŞ Arasındaki Bağlantı Nasıl Kuruluyor?
Uzmanlar, DEAŞ’ın bugüne kadar İsrail’e yönelik hiçbir eylemde bulunmamasını ve Epstein belgelerinde ortaya çıkan “operasyon ortaklığı” iddialarını bu bağın kanıtı olarak görüyor. Ayrıca İsrail’in Suriye’de yaralanan teröristleri kendi topraklarında tedavi ettiği bilinen bir gerçek. 24 Kasım 2025 tarihinde RT kanalındaki bir programda konuşan eski CIA Tel Aviv Dairesi Başkanı Susan Miller, şu itirafta bulunmuştu:
“Geçmişte Mossad ile birlikte CIA’nın Irak ve Suriye’de Esad yönetimini devirmek için El Kaide ve IŞİD ile işbirliği yaptıklarını, şimdi de aynı grupların İran’a karşı kullanıldığını söyledi.”
Sonuç olarak, Suriye’nin üniter yapısını güçlendirme çabaları sürerken, İsrail’in ABD desteğiyle bölgeyi kaosa sürüklemek için hem diplomatik hem de terör kanallarını kullandığı görülüyor. ABD Başkanı Trump ise süreci, “Suriye Cumhurbaşkanı olağanüstü bir iş çıkarıyor” sözleriyle değerlendirmişti.


Yorumlar kapalı.