Ertem Eğilmez imzalı Oh Olsun, yalnızca bir komedi değil, Yeşilçam’ın aile ve sınıf ilişkilerine tuttuğu sıcak bir ayna olarak öne çıkıyor. Yıllar geçmesine rağmen filmin hâlâ ilgi görmesinin arkasında güçlü hikâye ve unutulmaz oyunculuklar var.
Türk sinemasının klasikleşmiş yapımları arasında yer alan Oh Olsun, ilk bakışta neşeli bir komedi gibi görünse de, arka planında dönemin toplumsal yapısına dair net mesajlar barındırıyor. Film, varlıklı bir ailenin içinde yaşanan kuşak çatışmalarını ve değişen değer yargılarını mizah yoluyla anlatıyor. İzleyiciye tanıdık gelen aile içi gerilimler, sıcak bir anlatımla ekrana taşınıyor.
Hikâye, baskıcı bir baba figürü etrafında şekilleniyor. Otoriter tavırlarıyla aileyi yönlendirmeye çalışan karakter, çocuklarının kendi hayatlarına dair karar alma çabalarıyla karşı karşıya kalıyor. Bu çatışma, yanlış anlaşılmalar ve beklenmedik olaylarla komik bir hâl alırken, filmin temposunu da diri tutuyor.
Oyuncu kadrosu ise yapımın bugün hâlâ konuşulmasının en önemli nedenlerinden biri. Metin Akpınar’ın enerjik performansı, Münir Özkul’un otoriteyle mizahı harmanlayan oyunculuğu ve Adile Naşit’in samimi anne karakteri filmin omurgasını oluşturuyor. Halit Akçatepe ve Tarık Akan’ın gençlik dinamizmi de hikâyeye ayrı bir canlılık katıyor. İhsan Yüce, Hulusi Kentmen, Hale Soygazi ve Hakkı Kıvanç gibi isimler ise yan rollerde filmin dünyasını zenginleştiriyor.
Oh Olsun, Yeşilçam döneminde sıkça işlenen “aile” temasını hafif bir dille ele alırken, seyirciyi güldürürken düşündürmeyi de başarıyor. IMDb’de 7.2 puan alması, filmin yalnızca nostaljik bir değer taşımadığını, bugün izleyenler tarafından da karşılık bulduğunu gösteriyor. Televizyon tekrarlarında hâlâ geniş bir izleyici kitlesine ulaşması da bunun en somut göstergelerinden biri.
Sizce Oh Olsun’u yıllar sonra bile izlenir kılan asıl unsur hikâyesi mi, yoksa oyuncu kadrosunun yarattığı samimiyet mi?




Leave a Comment