15 Temmuz 2016’da gerçekleştirilmeye çalışılan darbe girişiminin onuncu yılında, ülke genelinde düzenlenen kapsamlı etkinlikler hız kesmeden devam ediyor.
Bu kapsamda, Turkuvaz Medya koordinesinde ve 15 Temmuz Derneği ev sahipliğinde düzenlenen özel anma programı, sanat camiasını şehit aileleriyle buluşturdu. Programın en dikkat çeken katılımcılarından biri olan ünlü sanatçı Sinan Akçıl, tören boyunca duygusal anlar yaşayarak şehitlerin mirasına sahip çıkmanın önemini vurguladı.
Onuncu yıl dönümünde sanatçılardan vefa ziyareti
İstanbul’da gerçekleştirilen anma törenine sadece Sinan Akçıl değil, Türk müziğinin ve televizyon dünyasının pek çok önemli ismi de katılım sağladı. Orhan Gencebay, Alişan, Murat Kekilli, Aslı Hünel, Saruhan Hünel ve Uğur Işılak gibi sanatçılar, şehit yakınları ve gazilerle aynı sofrayı paylaşarak onlara olan minnetlerini sundular.
SABAH Gazetesi ve A Haber gibi önemli yayın organlarının yerinden takip ettiği etkinlikte, şehit ailelerinin metaneti ve sanatçıların gösterdiği yoğun ilgi takdir topladı. Turkuvaz Medya’nın organizasyonuyla bir araya gelen bu isimler, 15 Temmuz ruhunun sadece bir gün değil, her zaman diri tutulması gerektiğini ifade ettiler.
Sinan Akçıl ve şehit aileleri arasındaki kadim bağ
Sinan Akçıl’ın 15 Temmuz şehitlerine olan duyarlılığı yeni bir gelişme değil. Sanatçı, geçmiş yıllarda da 15 Temmuz şehidi Batuhan Ergin‘in babası Ahmet Ergin‘i ziyaret etmiş ve o dönemde yaptığı açıklamalarla hafızalara kazınmıştı. Akçıl, acılı babaya “Ben de sizin evladınızım” diyerek sahip çıkmış, bu hareketiyle kamuoyunda büyük takdir toplamıştı.
Vefa borcu ödenmez
Akçıl’ın geçmişten bugüne devam eden bu samimi yaklaşımı, 10. yıl etkinliklerinde de kendini gösterdi. Şehit aileleriyle uzun süre sohbet eden ve onların acılarını paylaşan ünlü popçu, milli değerlere olan bağlılığını bir kez daha kanıtlamış oldu.
Bugün rahatça sahneye çıkabiliyorsak şehitlerimiz sayesindedir
Anma programı sırasında mikrofonlara konuşan Sinan Akçıl, 15 Temmuz gecesinin Türkiye için bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Akçıl, sanatçıların ve halkın bugün sahip olduğu özgürlüklerin temelinde o gece gösterilen kahramanlığın yattığını şu sözlerle ifade etti:
“Eğer bizler bugün sahnelerimize çıkıp şarkılarımızı özgürce söyleyebiliyorsak, bu, o gece canını siper eden vatandaşlarımız ve aziz şehitlerimiz sayesindedir. Onların fedakarlığı olmasaydı, bugün ne demokrasimizden ne de özgür sanatımızdan bahsedebilirdik. Bu vatan onlara minnettar.”
Sanatçının bu açıklamaları, sosyal medyada da geniş yankı uyandırdı. Özellikle sabah.gunaydin gibi sosyal medya hesaplarından paylaşılan görüntülerde, Akçıl’ın samimi ve vakur duruşu ön plana çıktı.
Sanat camiası tek yürek oldu
Program boyunca diğer sanatçılar da benzer duyguları paylaştı. Murat Kekilli, milli direnişin önemine vurgu yaparken; Orhan Gencebay, Türkiye’nin birliğinin bozulamaz olduğunu belirtti. 15 Temmuz Derneği’nde düzenlenen bu buluşma, toplumun her kesiminin darbe girişimine karşı olan ortak duruşunu temsil eden güçlü bir sembol haline geldi.
Etkinliğin koordinasyonunu sağlayan Turkuvaz Medya, on yıl boyunca bu bilincin taze tutulması için yaptığı haberler ve düzenlediği organizasyonlarla sürece büyük katkı sundu. SABAH Gazetesi’nin teyit ettiği bilgilere göre, sanatçıların katılımı sadece bir protokol ziyareti değil, tamamen gönüllülük esasına dayanan bir vefa buluşması olarak gerçekleşti.
Sonuç
15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nün 10. yıl dönümü, Sinan Akçıl ve diğer değerli sanatçıların katılımıyla anlamlı bir vefa örneğine dönüştü. Özetlemek gerekirse:
- Sinan Akçıl, Turkuvaz Medya koordinesinde şehit aileleri ve gazilerle bir araya gelerek onlara destek oldu.
- Sanatçı, 15 Temmuz kahramanlarının fedakarlığı sayesinde bugün sanatsal faaliyetlerin özgürce yapılabildiğini vurguladı.
- Programa Orhan Gencebay ve Alişan gibi pek çok ünlü isim katılarak milli birlik mesajı verdi.
- Akçıl’ın şehit Batuhan Ergin’in ailesiyle olan geçmişe dayalı bağı, bu katılımın ne kadar samimi bir temele dayandığını bir kez daha gösterdi.
Bu anlamlı buluşma, 15 Temmuz ruhunun on yıl sonra bile ilk günkü tazeliğiyle korunduğunu ve Türk sanat dünyasının milli meselelerde ne kadar duyarlı olduğunu tüm Türkiye’ye bir kez daha göstermiştir.
