Sabah saatlerinde jandarma ekiplerinin düzenlediği operasyonla gözaltına alınan Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Leyla Beykoz ve CHP’li Meclis Üyesi Aydan Özdemir, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma, vakıf bünyesinde toplanan bağışların usulüne uygun kullanılmadığı ve “nitelikli dolandırıcılık” yapıldığı iddiaları üzerine yoğunlaşıyor. Dosya kapsamında daha önce de tutuklamalar yaşanmış, sürecin siyasi ve hukuki boyutu Bolu genelinde geniş yankı bulmuştu. İşte operasyonun detayları ve soruşturmanın gidişatı hakkında bilinmesi gerekenler.
BolSev Vakfı operasyonu kapsamında kimler tutuklandı
Bolu İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, vakıf üzerindeki incelemelerin ardından sabahın erken saatlerinde operasyon için düğmeye bastı. Operasyon kapsamında, Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Leyla Beykoz ve CHP Bolu Belediye Meclis Üyesi Aydan Özdemir gözaltına alındı. Jandarmadaki ifadelerinin ardından önce sağlık kontrolünden geçirilen isimler, ardından Bolu Adliyesine sevk edildi.
Cumhuriyet savcısı tarafından sorgulanan Beykoz ve Özdemir, tutuklama talebiyle nöbetçi mahkemeye gönderildi. Mahkeme heyeti, toplanan deliller ve dosyadaki iddiaların ciddiyetini göz önünde bulundurarak her iki isim hakkında da tutuklama kararı verdi. Bu kararla birlikte BolSev Vakfı dosyasında demir parmaklıklar ardına gönderilen yönetici sayısı artmış oldu.
Soruşturma hangi iddialar üzerine ve nasıl başlatıldı
Soruşturmanın temelini, 2025 yılı için toplanan kurban bağışları oluşturuyor. İddianameye yansıyan bilgilere göre, BolSev Vakfı aracılığıyla vatandaşlardan “ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmak üzere” kurban kesim bağışı toplandı. Ancak yapılan incelemelerde, vakıf kayıtlarında bu bağışlara yönelik herhangi bir kurbanlık hayvan alımı veya kesim işlemine dair belgeye rastlanmadığı öne sürüldü.
Şu ana kadar soruşturma dosyasında 36 vatandaşın “mağdur” sıfatıyla yer aldığı öğrenildi. Vatandaşlar, kurban ibadetlerini yerine getirmek amacıyla vakfa para yatırdıklarını ancak bu paraların akıbetinin belirsiz olduğunu ifade etti. Soruşturmanın kapsamının genişletilmesiyle birlikte mağdur sayısının artabileceği değerlendiriliyor.

Kurban bağışları ve burs iddiaları nerede çelişiyor
Vakfın sosyal medya platformları üzerinden yapılan paylaşımlarda, toplanan bağışların kurban eti olarak yoksullara dağıtılacağı yönünde vaatler yer alıyordu. Ancak daha önce tutuklanan BolSev Yönetim Kurulu Üyesi Ali Sarıyıldız’ın ifadesi, dosyadaki çelişkileri gün yüzüne çıkardı. Sarıyıldız’ın, “Toplanan bağışlar kurban kesimi için değil, öğrencilere burs sağlamak amacıyla alındı” şeklinde savunma yaptığı bilgisine ulaşıldı.
Adli makamlar, bağışların toplanma amacı ile kullanım şekli arasındaki bu büyük farkı “kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık” kapsamında değerlendiriyor. Vakıf kayıtlarındaki mali boşluklar ve dijital materyaller üzerindeki incelemeler titizlikle devam ediyor.
Adli süreç Bolu halkını ve belediyeyi nasıl etkiliyor
Bolu Belediyesine yakın bir vakıf üzerinden bu tür iddiaların ortaya atılması ve üst düzey yöneticilerin tutuklanması, şehirde büyük bir siyasi hareketliliğe neden oldu. Belediye yönetiminden konuya ilişkin henüz detaylı bir resmi açıklama gelmezken, jandarma ekiplerinin vakıf binasındaki arama ve incelemeleri tamamladığı bildirildi.
Hukuki sürecin bir sonraki aşamasında, tutuklu bulunan sanıkların banka hesap hareketleri, telefon görüşmeleri ve vakıf muhasebe kayıtlarının bilirkişi tarafından detaylıca incelenmesi bekleniyor. Soruşturmanın başka isimlere uzanıp uzanmayacağı ise yargılama aşamasında netleşecek.
Sonuç
Bolu’da infial yaratan BolSev Vakfı soruşturması, Leyla Beykoz ve Aydan Özdemir’in tutuklanmasıyla yeni bir evreye girdi. Kurban bağışlarının amacı dışında kullanıldığı ve kayıt dışı işlemler yapıldığı iddiaları, yargının temel odak noktası haline gelmiş durumda. 36 mağdurun şikayetiyle derinleşen bu dosya, hem hukuki hem de etik açıdan Bolu gündemini uzun süre meşgul edeceğe benziyor.
Özetle, vakıf çatısı altında yürütülen faaliyetlerin şeffaflığı sorgulanırken, adli makamların vereceği kararlar bağış sistemine olan güvenin yeniden tesisi açısından büyük önem taşıyor.

