Amerika Birleşik Devletleri’nin İran limanlarına yönelik başlattığı deniz ablukası ve Avrupa’dan gelen seyrüsefer serbestisi çağrıları, bölgedeki tansiyonu en üst seviyeye taşıdı.
Dünya genelinde petrol ve doğal gaz sevkiyatının en kritik duraklarından biri olan Hürmüz Boğazı, son 24 saat içinde yoğun bir askeri hareketliliğe sahne oldu. Resmi kayıtlara göre, İran limanlarına ve kıyı tesislerine erişimde yeni kısıtlamalar devreye girerken, ticari gemilerin geçiş güvenliği konusunda ciddi endişeler hakim. Henüz boğazın tüm trafiğe tamamen kapandığına dair resmi bir teyit olmasa da, sahadaki tablo normal akışın oldukça uzağında seyrediyor.
Hürmüz Boğazı tamamen kapandı mı?
İngiltere Deniz Ticaret Operasyonları (UKMTO) tarafından 13 Nisan tarihinde yayımlanan duyuruya göre, saat 14.00 UTC’den itibaren İran limanlarını ve kıyı bölgelerini etkileyen deniz erişim kısıtlamaları uygulanmaya başlandı. Söz konusu duyuruda, Hürmüz Boğazı üzerinden İran dışındaki varış noktalarına yapılan transit geçişin bu tedbirlerle doğrudan engellenmediği belirtildi. Ancak bölgedeki gemilerin yoğun askeri varlık, telsiz yönlendirmeleri ve sıkı kontrol prosedürleriyle karşı karşıya kaldığı ifade ediliyor.
Reuters ve AP tarafından aktarılan son bilgilere göre, ABD’nin devreye aldığı deniz ablukası öncelikli olarak İran limanlarına giriş ve çıkışı hedef alıyor. İran dışı rotalara giden tankerler ve ticari gemiler için henüz tam bir “kapanma” ilan edilmiş değil. Ancak bu durum, boğazın tamamen güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Uzmanlar, hukuken açık görünen su yolunun, artan güvenlik baskısı nedeniyle fiilen tıkanma noktasına geldiğini vurguluyor.
Stratejik önem ve güncel sevkiyat verileri
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi’ni Umman Körfezi ve Arap Denizi’ne bağlayan, dünyanın en önemli enerji geçiş güzergahıdır. ABD Enerji Bilgi İdaresi (EIA) verilerine göre, 2024 yılında bu hat üzerinden günlük ortalama 20 milyon varil petrol geçti. Bu miktar, küresel petrol sıvısı tüketiminin yaklaşık yüzde 20’sine tekabül ediyor.
Doğal gaz ve LNG ticaretindeki daralma
Boğazın sadece petrol değil, aynı zamanda likit doğal gaz (LNG) ticareti için de hayati bir önemi bulunuyor. 2024 yılı verileri, küresel LNG ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin Hürmüz Boğazı üzerinden taşındığını ve bu sevkiyatın en büyük kısmının Katar çıkışlı olduğunu gösteriyor. Yaşanan askeri hareketlilik, özellikle Avrupa ve Asya pazarları için tedarik güvenliği riskini artırıyor.

Deniz trafiğinde dramatik düşüş gözleniyor
Ortak Denizcilik Bilgi Merkezi (JMIC) tarafından 12 Nisan tarihinde paylaşılan notta, bölgedeki tehdit seviyesinin “kritik” düzeye yükseltildiği bildirildi. Normal şartlarda Hürmüz Boğazı’ndan günlük ortalama 138 gemi geçiş yaparken, son günlerde bu rakamlarda keskin bir düşüş kaydedildi:
- 9 Nisan: 8 gemi geçişi
- 10 Nisan: 2 gemi geçişi
- 11 Nisan: 4 gemi geçişi
JMIC raporunda, gemi sahiplerinin geçiş kuralları konusundaki belirsizlikten çekindiği ve ticari trafiğin “son derece sınırlı” kaldığı vurgulandı. Sahadaki gemi kaptanları, askeri unsurlardan gelen telsiz çağrıları ve rota değişiklikleri nedeniyle ilerlemekte güçlük çekiyor.
Uluslararası toplumdan serbest geçiş çağrısı
Bölgedeki kısıtlamaların ardından Avrupa Birliği’nden de resmi bir açıklama geldi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, 13 Nisan’da yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisinin yeniden sağlanmasının acil bir ihtiyaç olduğunu belirtti. Avrupa’nın enerji arz güvenliğinin bu hattın açık kalmasına bağlı olduğunu hatırlatan yetkililer, diplomatik çözüm yollarının aranması gerektiğini ifade etti.
Sonuç
Hürmüz Boğazı’ndaki son durum, kağıt üzerinde bir tam kapanma olmasa da fiili bir felç hali olarak nitelendirilebilir. ABD ablukasının İran limanlarını hedef alması ve UKMTO uyarıları, bölgeyi bir savaş alanı atmosferine sokmuş durumda. Gemi trafiğindeki radikal düşüş, enerji piyasalarında fiyat dalgalanmalarını tetiklerken, önümüzdeki günlerde askeri varlığın artıp artmayacağı küresel ekonominin seyrini belirleyecek.

