1. Haberler
  2. Haberler
  3. Türkiye’nin Küresel Arenadaki Yeni Barış ve Adalet Markajı

Türkiye’nin Küresel Arenadaki Yeni Barış ve Adalet Markajı

Kalın’ın 2026 raporu ve Akar’ın Münih temasları, Türkiye’nin küresel diplomaside oyun kurucu ve aktif bir aktöre dönüştüğünü tescilledi.

Google'da Abone Ol
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın tarafından hazırlanan 2025-26 raporu ile Münih Güvenlik Konferansı’ndaki diplomatik temaslar, Türkiye’nin dış politikadaki değişimini gözler önüne seriyor. İki ayrı düzlemde ilerleyen bu süreçlerin ortak paydası, Türkiye’nin artık pasif bir konumdan çıkarak barış ve adalet için aktif şekilde diplomatik markaj yapan bir aktöre dönüşmesidir. Münih’te Hulusi Akar’ın gerçekleştirdiği kritik görüşmeler ve Kalın’ın raporundaki jeopolitik tespitler, bu yeni stratejinin temel taşlarını oluşturuyor.

Kiminle ve Nerede Görüşüldü?

TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, Münih Güvenlik Konferansı kapsamında dünya siyasetine yön veren isimlerle bir araya gelerek Türkiye’nin hassasiyetlerini dile getirdi. Bu görüşmelerde diplomatik nezaketin ötesinde, gerçeklerin doğrudan ifade edildiği bir üslup benimsendi.

  • General Dagvin R. M. Anderson: ABD Afrika Kuvvetleri (USAFRICOM) Komutanı.
  • Jens Stoltenberg: Norveç Maliye Bakanı ve eski NATO Genel Sekreteri.
  • Dennis Göge: Lockheed Martin Başkan Yardımcısı ve Avrupa İcra Kurulu Başkanı.

Afrika’da Güç Dengeleri Nasıl Şekilleniyor?

Hulusi Akar, General Anderson ile yaptığı görüşmede Afrika’daki güvenlik meselelerine tarihsel bir perspektiften yaklaştı. Akar, askeri üstünlüğün her şey olmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Bakın bugün askeri gücünüz çok yüksek olabilir. Tankınız, topunuz, füzeleriniz gelişmiş olabilir. Ama herşey bundan ibaret değildir. Düşünün ki Somali 361 yıl önce, Sudan 396 yıl önce Osmanlı’nın birer kazasıydı. Osmanlı donanması, 1538’de Hint Okyanusu’ndaydı. Yani bizim bu coğrafyada çok eskilere giden köklerimiz var. O nedenle yerel halka ve inisiyatiflere özen göstermek gerekiyor. Haklı olmak önemlidir. Buralarda birlikte hareket edelim. Adaletli olalım. Afrika’daki zenginliklere sömürge gibi bakılmasın. Yoksa kaos oluyor.”

MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın 2025-26 raporundaki saptamalar da bu tabloyu destekler niteliktedir: “Ticaret savaşları küresel tedarik zincirlerini yeniden şekillendirirken, rekabetin yansımaları Afrika kıtasında doğrudan hissedilmiştir. Darbe girişimleri ve iç çatışmalar nedeniyle siyasi istikrarsızlıkla mücadele eden Afrika Kıtası, küresel güçlerin hem hammadde hem de nüfuz alanı için yarıştığı en önemli jeopolitik satranç tahtalarından biri olma özelliğini 2025’te de sürdürmüştür.”

Gazze ve Ortadoğu’da Neler Konuşuluyor?

Münih’teki oturumlarda Gazze’deki insanlık dramının yeterince gündeme getirilmemesi üzerine Akar, Jens Stoltenberg’e şu sert eleştiriyi yöneltti: “Ne yazıktır ki İran’daki olaylar için İran’a savaş açılıyor, ama Gazze’de 50 bin insan ölmüş burada çıt çıkmıyor.” Stoltenberg ise cevaben, “Biz, Netanyahu’nun Batı Şeria’yı işgalini hiçbir şekilde kabul etmiyoruz.” açıklamasında bulundu.

İbrahim Kalın’ın raporunda ise bölgedeki durumun vahameti şu şekilde aktarılıyor: “Gazze’de yılın ortasında arabulucu ülkelerin desteğiyle 60 günlük geçici ateşkes sağlansa da kalıcı bir barışın tesis edilememesi nedeniyle bölgedeki insani yıkım derinleşmiş; İsrail’in Lübnan, Suriye, Yemen, İran’ı da hedef alacak şekilde saldırılarını genişletmesi Ortadoğu denklemini kırılgan tutmaya devam etmiştir.”

Savunma Sanayisinde F-16 Krizi Nasıl Çözülecek?

Hulusi Akar, Lockheed Martin yöneticisi Dennis Göge ile yaptığı görüşmede F-16 tedarik sürecindeki aksamalara dikkat çekti. Türkiye’nin kararlılığını şu sözlerle ifade etti: “Bakın burada şahsi fikirlerimi söylüyorum. Ama gerçekten kızıyorum. Siz, F-16’yı piyasaya koymuşsunuz. Biz de paramızı almış gelmişiz. Şimdi veririm ya da vermem türünden oynak yaklaşımlar oluyor. İşte hava savunma sistemi verilmedi ne oldu? S-400 alındı. Sonra bağırmaya başladılar. Bu oluyor mu? Sizden ricam bir an önce F-16’ların tedariki ve modernizasyonu meselesini çözelim. Dünya sizden ibaret değil.”

2026 Yılı İçin Beklentiler Neler?

Münih’te Suriye gündemi, Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın Nureddin İsa’yı Haseke Valisi olarak atamasıyla ısınırken, İbrahim Kalın’ın 2026 vizyonu gelecekteki zorluklara işaret ediyor:

  • Savaş ve çatışmaların etkisiyle uluslararası düzen krizleri çözmekte yetersiz kalacak.
  • Stratejik ve jeoekonomik dengeler hızla dönüşmeye devam edecek.
  • Teknolojik riskler artarken, 2026’nın ilk günleri belirsizliklerle dolu olacak.
  • Küresel tedarik zinciri savaşları şiddetlenecek.

Sonuç olarak, Münih Güvenlik Konferansı’ndan Baltık ve Kuzey Denizi’ndeki NATO tatbikatlarına kadar Türkiye, küresel takvimin oyun kurucu ve belirleyici güçlerinden biri haline gelmiştir. 2026, gerilimlerin ve belirsizliklerin arttığı, dış etkenlerin ekonomiler üzerinde belirleyici olduğu bir yıl olarak öngörülmektedir.

Türkiye’nin Küresel Arenadaki Yeni Barış ve Adalet Markajı
Giriş Yap

TV de Bugün İnternet Haberleri ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!