Henüz yaz sıcakları tam anlamıyla bastırmadan gelen acı haberler, kenti derin bir üzüntüye boğdu. Son bir hafta içerisinde serinlemek amacıyla suya giren 3 kişi, akıntıya kapılarak ya da ani derinlik değişimleri nedeniyle boğularak yaşamını yitirdi.
Yetkililer, özellikle gençlerin ve çocukların ölüm çukuru olarak adlandırılan sulama kanallarından uzak durması gerektiğini bir kez daha vurguladı. Adana’nın kavurucu sıcaklarında bir gelenek haline gelen ancak her yıl onlarca can alan bu durum, alınacak önlemleri ve toplumsal bilinci yeniden gündeme taşıdı.
Kimler Hayatını Kaybetti ve Kimler Risk Altında?
Adana’da yaşanan son boğulma vakalarında hayatını kaybedenlerin büyük çoğunluğunu, sıcak havadan bunalan gençler ve bölgeyi iyi tanımayan vatandaşlar oluşturuyor. Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğü verilerine göre, özellikle 15-25 yaş arası erkek nüfus, macera arayışı veya serinleme ihtiyacı nedeniyle en büyük risk grubunda yer alıyor. Son bir haftada hayatını kaybeden 3 kişinin de benzer profillerde olduğu ve çevre sakinlerinin uyarılarına rağmen suya girdikleri belirtiliyor.
Ne Oldu: Adana’da Son Bir Haftada Neler Yaşandı?
Hava sıcaklığının mevsim normallerinin üzerine çıkmasıyla birlikte, Adanalılar kendilerini Seyhan Nehri ve bağlantılı sulama kanallarına attı. Ancak bu kontrolsüz serinleme çabası felaketle sonuçlandı. Bir hafta içinde kentin farklı noktalarından gelen 3 ayrı boğulma vakası, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirildi. Olay yerine sevk edilen su altı polisleri ve arama kurtarma ekiplerinin yoğun çalışmaları sonucunda, maalesef şahısların cansız bedenlerine ulaşıldı. Bu durum, kentteki yıllık ortalama can kaybı istatistiklerini de yeniden yükselişe geçirdi.
Nerede: Tehlikenin Odak Noktası Hangi Bölgeler?
Adana’da boğulma vakalarının en sık yaşandığı yerler arasında Seyhan Baraj Gölü, Seyhan Nehri ve tarım arazilerini sulamak amacıyla kentin içinden geçen devasa sulama kanalları bulunuyor. Bu kanallar, beton yapısı nedeniyle sudan çıkışın oldukça zor olduğu, yüzeyden sakin görünse de dipte çok güçlü bir akıntının bulunduğu alanlar olarak biliniyor. Özellikle mahalle aralarından geçen ve denetimi zor olan küçük kanallar, çocuklar için adeta birer tuzak niteliği taşıyor.
Ne Zaman: Boğulma Vakaları Hangi Aralıklarla Artış Gösteriyor?
Adana’da boğulma olayları genellikle Mayıs ayı sonu ile Eylül ayı başı arasındaki periyotta tavan yapıyor. İstatistiklere göre, son 10 yılda kent genelinde 250’den fazla kişi boğularak can verdi. Bu da her yıl ortalama 25 ila 30 kişinin yaşamını yitirdiği anlamına geliyor. 2024 yılının ilk verileri, henüz Haziran ayına girilmeden acı tablonun oluşmaya başladığını gösteriyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2023 yılında ülke genelinde 572 kişi boğulurken, bu sayının kontrolsüz alanlarda daha da arttığı ifade ediliyor.
Neden: Sulama Kanalları Neden Bu Kadar Ölümcül?
Sulama kanallarının ölümcül olmasının başlıca sebebi, suyun debi yüksekliği ve zemin yapısıdır. Emniyet yetkilileri, suyun üstten durgun görünmesine rağmen alt kısımlarda vakum etkisi yaratan bir akıntı olduğunu belirtiyor. Ayrıca, kanalların yan duvarlarının yosunlanması ve kayganlaşması, suya düşen veya giren bir kişinin kendi imkanlarıyla dışarı çıkmasını imkansız hale getiriyor. Ani derinlik değişimleri ve suyun sıcaklığındaki ani düşüşler, yüzücülerin kramp geçirmesine veya şoka girmesine yol açıyor.
Nasıl: Boğulma Olayları Nasıl Önlenebilir?
Boğulma olaylarının önüne geçebilmek için hem bireysel hem de kurumsal düzeyde önlemler alınması gerekiyor. Adana Valiliği ve Emniyet Müdürlüğü, okul çevrelerinde ve kanal boylarında sürekli bilgilendirme çalışmaları yürütüyor. Uzmanlar, serinlemek isteyen vatandaşların belediyelere ait ücretsiz veya uygun fiyatlı yüzme havuzlarını tercih etmesi gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, kanalların etrafındaki tel örgülerin tahrip edilmemesi ve ailelerin çocuklarını bu bölgelerden uzak tutması hayati önem taşıyor.
Sonuç: Adana’nın Değişmeyen Acı Kaderi
Adana’da her yıl tekrarlanan bu trajediler, sadece birer istatistik değil, yarım kalmış hayatların ve parçalanmış ailelerin hikayesidir. Son 10 yılda 250’den fazla canın yitip gitmesi, meselenin sadece bir “serinleme” tercihi olmadığını, aynı zamanda ciddi bir güvenlik ve eğitim sorunu olduğunu kanıtlıyor. Yetkililerin uyarıları ve polis ekiplerinin denetimleri ne kadar artarsa artsın, bireysel farkındalık oluşmadığı sürece sulama kanalları can almaya devam edecektir. Vatandaşların, “Bana bir şey olmaz” düşüncesinden sıyrılarak, suyun gücüne ve tehlikesine karşı tedbirli olması şarttır.

