Mersin’den umutlarla gelen genç işçinin, tasarlayarak kasten öldürme şüphesiyle yargılanan iş arkadaşları tarafından konteynerin ateşe verilmesi sonucu hayatını kaybettiği iddia ediliyor.
Hatay’ın Antakya ilçesi Emek Mahallesi’nde meydana gelen ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran olayla ilgili adli süreç resmen başladı. Hayatının ilk iş deneyiminde, henüz dördüncü gününde hayata gözlerini yuman İbrahim Yaşar’ın ölümüyle ilgili davanın ilk duruşması, Hatay 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Dosyadaki deliller ve tanık beyanları, olayın basit bir kaza değil, planlı bir cinayet olabileceği şüphesini güçlendirdi.
İbrahim Yaşar Kimdir ve Sanıklar Kimlerdir?
Olayın mağduru olan 19 yaşındaki İbrahim Yaşar, liseden yeni mezun olmuş ve ailesine destek olmak amacıyla Mersin’den Hatay’a çalışmaya gelmiş genç bir işçiydi. Antakya’daki bir inşaat şantiyesinde işe başlayan Yaşar, henüz mesleğinin dördüncü gününde trajik bir şekilde yaşamını yitirdi.
Davanın sanıkları ise aynı şantiyede birlikte çalıştığı 26 yaşındaki M.K. ve 33 yaşındaki B.S. olarak belirlendi. Olayın ardından tutuklanan bu iki isim, “tasarlayarak kasten öldürme” ve “yakarak genel güvenliği tehlikeye atma” gibi ağır suçlamalarla hakim karşısına çıktı. Olaydan yaralı kurtulan M.A.Ö. ise davanın en önemli tanığı ve müşteki sıfatıyla ifadelerini sundu.
Hatay’daki Şantiye Yangınının Perde Arkası
Olay, başlangıçta sıradan bir konteyner yangını gibi görünse de kısa sürede korkunç bir iddiaya dönüştü. İddianameye göre, sanıklar M.K. ve B.S., İbrahim Yaşar ve M.A.Ö.’nün uyuduğu konteyneri benzin dökerek ateşe verdi. Yangın sırasında konteynerde mahsur kalan İbrahim Yaşar yanarak can verirken, M.A.Ö. alevlerin arasından yaralı olarak çıkmayı başardı.
İtfaiye raporları, yangının bir elektrik kontağından veya söndürülmemiş bir sigara izmaritinden çıkmadığını net bir şekilde ortaya koydu. Uzman raporları, yangının dışarıdan bir müdahale ve hızlandırıcı bir madde (benzin vb.) yardımıyla başlatıldığını doğruladı.
Olayın Meydana Geldiği Yer ve Tarih
Korkunç olay, 4 Mart 2025 tarihinde, Hatay’ın Antakya ilçesine bağlı Emek Mahallesi‘nde bulunan bir inşaat şantiyesinde gerçekleşti. Mersin’den çalışmak için Hatay’a gelen Yaşar, işe başladıktan sadece dört gün sonra bu saldırıya maruz kaldı.
Olayın sabahında, saat 06.40 sularında sanıkların yakındaki bir akaryakıt istasyonundan 5 litrelik bir pet şişeyle yakıt aldıkları kamera kayıtlarıyla belgelendi. İlk duruşma ise 20 Nisan tarihinde Hatay 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleştirildi.
Benzinin Alınışı ve Yangının Başlatılma Anı
Duruşmada dinlenen tanık ve yaralı M.A.Ö., o sabah yaşananları dehşet içinde anlattı. M.A.Ö., sanıklardan B.S. ile olaydan bir gün önce telefonla konuştuğu için bir tartışma yaşadıklarını, ancak sonrasında barışıp kahve içtiklerini belirtti. Ancak sabah saatlerinde uykuda oldukları sırada saldırının gerçekleştiğini söyledi.
Kamera Kayıtları ve Benzin Bidonu
Güvenlik kamerası incelemeleri, sanıkların olaydan hemen önce bir akaryakıt istasyonuna giderek 5 litrelik pet şişe ile yakıt aldıklarını kanıtladı. M.A.Ö.’nün ifadesine göre, sanık M.K. konteynerin kapısını açarak selam vermiş, hemen ardından B.S. içeriye yanıcı madde döküp elindeki yanan bezi içeri fırlatmıştır.
Olayın Sebebi ve Sanıkların Motivasyonu
Olayın kesin nedeni henüz tam olarak aydınlatılamamış olsa da, taraflar arasında önceki gün yaşanan sözlü tartışmanın bu canice eyleme zemin hazırladığı tahmin ediliyor. Acılı baba Vedat Yaşar, mahkemede yaptığı konuşmada, “Oğlum sadece çalışmaya gitmişti. Kimseyle bir husumeti yoktu. İlk işinde, dördüncü gününde canını aldılar,” diyerek adaletin yerini bulmasını istedi.
Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verirken, yakıtın satıldığı istasyon hakkında “usulsüz satış” yapılıp yapılmadığına dair soruşturma genişletildi. Dava, eksik belgelerin tamamlanması ve tanıkların dinlenmesine devam edilmesi için 8 Temmuz tarihine ertelendi.
Sonuç: Adalet Bekleyişi Sürüyor
19 yaşındaki İbrahim Yaşar’ın ölümü, iş güvenliği tartışmalarının ötesinde, insan hayatına kasten kastedilen bir şiddet sarmalını gözler önüne serdi. Gencecik bir işçinin hayatının baharında, hem de ilk işinde böyle bir vahşete kurban gitmesi toplumda büyük bir üzüntü ve öfke yarattı. Ailenin tek isteği, sanıkların en ağır şekilde cezalandırılması ve adaletin tecelli etmesidir. 8 Temmuz’daki bir sonraki duruşma, olayın karanlıkta kalan noktalarını aydınlatmak adına kritik bir önem taşıyor.

