Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içerisinde uzun süredir devam eden liderlik tartışmaları, 14 Haziran 2026 tarihinde Özgür Özel ve ekibinin 900’den fazla noter tasdikli imza toplamasıyla yeni bir boyuta ulaştı. Muhalif kanat, tüzükten doğan haklarını kullanarak partiyi 45 gün içerisinde olağanüstü kurultaya götürmeyi hedeflerken, genel merkez yönetimi mahkeme kararlarını işaret ederek bu sürece direnç gösteriyor. Partinin geleceğini belirleyecek olan bu hamle, Ankara kulislerinde “yeni bir partileşme sürecinin habercisi” olarak yorumlanıyor.
Özgür Özel ve Muhalif Kanadın Kurultay Stratejisi
Özgür Özel liderliğindeki grup, parti tüzüğüne dayanarak delegelerin iradesini sandığa yansıtmak istiyor. Bu süreçte özellikle Parti Meclisi’nden (PM) topluca istifa eden 27 isim dikkat çekiyor. Bu stratejik hamlenin temel amacı, yönetimde meşruiyet tartışması yaratarak tüzük gereği 45 gün içerisinde olağanüstü bir seçimli kurultayın toplanmasını zorunlu hale getirmekti. Özel’in ekibi, tabandan gelen değişim talebinin artık görmezden gelinemeyeceğini savunuyor.
Bu konudaki gelişmeleri ve iddiaların perde arkasını daha detaylı incelemek için bu videoyu izleyebilirsiniz.
Olağanüstü Kurultay Israrı ve Toplanan İmzalar
Muhaliflerin elindeki en büyük koz, noter aracılığıyla toplanan ve sayısı 900’ü aşan delegasyon imzasıdır. Videoda yer alan bilgilere göre, bu rakam partinin salt çoğunluğunu temsil etmekle kalmıyor, aynı zamanda genel merkeze karşı güçlü bir deklarasyon niteliği taşıyor. Ancak süreç sadece imza toplamakla sınırlı kalmadı;
- 900’den fazla noter tasdikli imza ile kurultay çağrısı yapıldı.
- PM’den 27 isim stratejik bir plan dahilinde istifa etti.
- Mevcut tüzüğün tanıdığı haklar sonuna kadar zorlanıyor.
Ankara Kulisleri ve Yeni Parti Hazırlıkları
Olağanüstü kurultay taleplerinin genel merkez tarafından reddedilmesi ihtimaline karşı, Özgür Özel ve ekibinin “B Planı” üzerinde çalıştığı iddia ediliyor. Ankara’da yeni bir parti binasının tutulduğu ve mevcut bir siyasi parti ile birleşme veya iş birliği görüşmelerinin yürütüldüğü konuşuluyor. Özellikle genel merkez kanadı, bu tür arayışların CHP’nin kurumsal kimliğine zarar verdiğini ve partiyi bölmeye yönelik olduğunu belirterek sert eleştirilerde bulunuyor.
DSP ile İş Birliği Neden Gerçekleşmedi?
Muhalif grubun ittifak arayışları kapsamında Demokratik Sol Parti (DSP) ile yürüttüğü görüşmelerin olumsuz sonuçlandığı belirtiliyor. Videoda yer alan iddialara göre, DSP yönetiminin Özgür Özel cephesiyle iş birliği yapmama nedeni oldukça kritik. İddialara göre, bu grup içerisindeki bazı siyasetçilerin isimlerinin mahkeme dosyalarında şaibeli konularla anılması, DSP kanadında geri adım atılmasına neden oldu. Bu durum, muhalif kanadın siyasi manevra alanını daraltan bir gelişme olarak kayıtlara geçti.
Genel Merkezin Mahkeme Kararı Şartı
Cumhuriyet Halk Partisi genel merkezi, imza ve istifa hamlelerine karşı hukuki bir kale inşa etmiş durumda. Genel merkez, olağanüstü kurultaya gidilebilmesi için mevcut hukuki sürecin tamamlanması ve mahkeme kararının kesinleşmesi şartını öne sürüyor. Bu tavır, kurultay sürecini zamana yayma ve muhaliflerin ivmesini kırma stratejisi olarak görülüyor. Genel merkez yetkilileri, hukuki süreç tamamlanmadan atılacak her adımın tüzüğe aykırı olacağını savunuyor.
Ali Mahir Başarır ve Geçmişe Dönük İtiraflar
Sürecin bir diğer dikkat çeken noktası ise Ali Mahir Başarır’ın açıklamaları oldu. Başarır, önceki genel başkanlık döneminde Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığına ve kazanma ihtimaline dair o dönemde de ciddi şüpheleri olduğunu ifade etti. Bu açıklamalar, partideki iç çekişmenin sadece bugünü değil, geçmişteki stratejik hataları da kapsadığını gösteriyor. 14 Haziran 2026 itibarıyla bu iç hesaplaşmalar, kurultay tartışmalarıyla birleşerek partiyi kritik bir kavşağa getirdi.
CHP içerisinde Özgür Özel ve ekibinin başlattığı olağanüstü kurultay süreci, partiyi hem hukuki hem de siyasi bir çıkmazın içine sürüklemiş durumda. 900’den fazla imza ve toplu istifalarla perçinlenen değişim talebi, genel merkezin mahkeme kararı direnciyle karşılaşıyor. Eğer bu kriz çözülemezse, Ankara kulislerinde konuşulan yeni parti senaryolarının gerçeğe dönüşmesi kaçınılmaz görünüyor.
Sonuç olarak; partinin bütünlüğü ile değişim arzusu arasındaki bu denge, CHP’nin gelecekteki siyasi rotasını ve ana muhalefet konumunu doğrudan etkileyecektir.





















