Dünya genelinde milyonlarca takipçisi bulunan Attack on Titan serisinin yaratıcısı Hajime Isayama, yıllardır süregelen final tartışmalarına yeni bir boyut kazandırdı. Gençlik yıllarındaki bakış açısının Eren Yeager karakterinin evrimini etkilediğini belirten ünlü yazar, hikâyenin kapanışında hissettiği “samimiyetsizlik” duygusuna dair samimi açıklamalarda bulundu.
2009 yılında Kodansha bünyesindeki Bessatsu Shonen Magazine dergisinde yayın hayatına başlayan ve 2021 yılında noktalanan manga, WIT Studio ve MAPPA tarafından ekrana taşınarak küresel bir fenomene dönüştü. Serinin ana karakteri Eren Yeager’ın bir kurbandan bir faile uzanan trajik hikâyesi, hayran kitlesini ikiye bölmüştü. Bu tartışmalar, Ōita Prefektörlüğü’nde yer alan Attack on Titan Müzesi’ndeki bir pano yazısıyla yeniden alevlendi.
Eren Yeager’ın Dönüşümünün Arkasındaki Sebepler
Ünlü yazar Isayama’ya göre, Eren’in böylesine karanlık bir yola girmesinin temelinde iki önemli unsur yatıyor. Yazar, bu durumu şu şekilde detaylandırıyor:
- Kurbanın Fail Olma Arzusu: Hikâyede büyük bir ters köşe yapma isteği.
- Kişisel Olgunlaşmamışlık: Isayama’nın gençlik dönemindeki duygularının karakterin temeline yerleşmesi.
Isayama, bu duyguların Eren’i yalnızca zorunluluklar nedeniyle kötüleşen biri değil, aynı zamanda içinde zarar verme arzusu barındıran bir figür haline getirdiğini ifade etti.
Final Bölümündeki “Samimiyetsizlik” Hissi
Hajime Isayama’nın itirafları arasında en dikkat çekeni, finalin kaleme alınış biçimine yönelik özeleştirisi oldu. Yazar, süreci şu sözlerle aktardı:
“Ancak Attack on Titan artık uzun zaman önce benim tek başıma sahip olduğum bir hikâye olmaktan çıkmıştı ve Eren, birçok okurun sevdiği bir karakter haline gelmişti. Sonuçta onu tamamen iğrenç bir figür olarak resmetmeye cesaret edemeden, kendimi ona yakınlık ve sempati duyarak bir tasvir yaparken buldum. Sonuç olarak hikâyenin nihayetinde bir samimiyetsizlik hissi olduğunu düşünüyorum – en azından benim kendi değerlendirmem bu yönde.”
Yazarın Geçmişe Dönük Pişmanlıkları
Isayama’nın bu son açıklamaları, mangayı bitirirken yaşadığı içsel çatışmayı da kanıtlar nitelikte. Daha önceki röportajlarında da finali değiştirme isteğinden bahseden yazar, “Gençken hayal ettiğim şeylere bağlı kaldığım için manga benim için çok kısıtlayıcı bir sanat formu haline geldi, tıpkı Eren’in edindiği devasa güçlerin onu kısıtlaması gibi” ifadelerini kullanmıştı. Serinin sonuna tartışmaları yumuşatmak adına 8 ekstra sayfa ekleyen Isayama, bu hamlenin hikâyenin genel atmosferini ve karakterin bıraktığı karanlık mirası değiştirmeye yetmediğini görüyor.
Yaratıcısının eleştirilerine rağmen Eren Yeager, anime ve manga dünyasının en kompleks anti-kahramanlarından biri olarak görülmeye devam ediyor. Isayama’nın “samimiyetsiz” bulduğu o sempati, pek çok takipçi için karakterin yaşadığı trajediyi derinleştiren bir unsur olarak kabul ediliyor. Attack on Titan finali üzerine yapılan bu yeni yorumlar, serinin daha uzun yıllar konuşulacağını gösteriyor.
Peki, siz serinin finali hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi bizlerle paylaşmayı unutmayın.

