Doğu Asya’nın en kapalı kutusu olarak bilinen Kuzey Kore’den gelen son veriler, ülkedeki insan hakları durumunun pandemi sonrasında daha da kötüleştiğini gözler önüne seriyor.
Güney Kore merkezli Geçiş Dönemi Adaleti Çalışma Grubu (TJWG) tarafından hazırlanan kapsamlı rapor, Kim Jong-un yönetiminin toplumsal kontrolü sıkılaştırmak adına ölüm cezasını bir araç olarak kullanma sıklığını artırdığını kanıtlıyor. 2020 yılında başlayan küresel sağlık krizinin ardından, rejimin dış dünyayla olan bağları tamamen koparma ve iç disiplini sağlama çabaları, infaz sayılarındaki bu devasa artışın ana nedeni olarak görülüyor.
Kuzey Kore’deki bu rapor kim tarafından ve nasıl hazırlandı?
Söz konusu rapor, Seul merkezli bir sivil toplum kuruluşu olan Geçiş Dönemi Adaleti Çalışma Grubu (TJWG) tarafından, Kuzey Kore’den kaçan sığınmacıların ifadeleri ve uydu görüntüleri analiz edilerek hazırlandı. Raporda, özellikle 2020 ile 2023 yılları arasındaki dönem mercek altına alındı. STK, Kuzey Kore içerisindeki haber kaynaklarından ve yakın zamanda ülkeden kaçmayı başaran tanıklardan elde edilen verilerin, idam vakalarındaki %116,7’lik artışı doğruladığını belirtiyor. Bu çalışma, kapalı rejimdeki hukuk sisteminin şeffaflıktan uzak yapısına rağmen, uygulanan baskının boyutlarını bilimsel bir temele oturtmayı hedefliyor.
İdam ve ölüm cezaları ne zaman artış göstermeye başladı?
Artışın miladı olarak 2020 yılında kabul edilen “Gericilik Karşıtı Düşünce Yasası” gösteriliyor. Kovid-19 pandemisinin başlangıcında sınırlarını tamamen kapatan Kuzey Kore, aynı dönemde ideolojik saflığı korumak adına sert yasalar çıkardı. Özellikle Güney Kore dizileri, müzikleri (K-pop) ve yabancı medya içeriklerinin tüketilmesine yönelik cezalar en üst seviyeye çıkarıldı. Pandemi süresince uygulanan sokağa çıkma kısıtlamaları ve ekonomik daralma, rejimin halk üzerindeki otoritesini korumak için daha radikal yöntemlere başvurmasına neden oldu.
Kuzey Kore’de infazlar nerede ve nasıl gerçekleştiriliyor?
Rapora göre idamlar genellikle halka açık alanlarda, pazar yerlerinde veya okul bahçelerinde gerçekleştiriliyor. Bu yöntemle halkın üzerinde bir korku iklimi oluşturulması amaçlanıyor. İnfazların “ibretlik” olması için yerel halkın ve hatta öğrencilerin bu sahneleri izlemeye zorlandığı iddia ediliyor. Kurşuna dizme en yaygın infaz yöntemi olmaya devam ederken, bazı durumlarda gizli tesislerde gerçekleştirilen sessiz infazların da arttığı bildiriliyor. Özellikle siyasi suçluların tutulduğu kamplarda yargısız infazların yapıldığına dair ciddi endişeler bulunuyor.
Neden ölüm cezalarında bu kadar radikal bir artış yaşandı?
Artışın arkasındaki temel neden, rejimin toplumsal kontrolü yeniden tesis etme isteğidir. Pandemi döneminde yaşanan gıda kıtlığı ve ekonomik zorluklar, halk arasında huzursuzluğun artmasına yol açtı. Kim Jong-un yönetimi, bu huzursuzluğu bastırmak ve dış dünyanın kültürel etkisini (özellikle Güney Kore etkisini) tamamen silmek için idam cezasını bir caydırıcı olarak kullanıyor. “Güney Kore kültürüne özenmek” veya “yabancı içerik dağıtmak” gibi suçlar, artık devlet güvenliğine tehdit olarak görülüyor ve en ağır şekilde cezalandırılıyor.
Hangi suçlar için idam cezası uygulanıyor?
Geleneksel olarak vatana ihanet ve cinayet gibi suçların yanı sıra, son yıllarda idam kapsamına giren suçların yelpazesi genişledi. Şu an Kuzey Kore’de; Güney Kore medyasını izlemek ve yaymak, uyuşturucu kaçakçılığı, devlet mülküne zarar vermek ve dini faaliyetlerde bulunmak gibi eylemler ölüm cezasıyla sonuçlanabiliyor. Özellikle 2020 sonrası yürürlüğe giren yasalarla birlikte, ideolojik sapma olarak görülen her türlü davranışın bedeli ağırlaştırıldı.
Sonuç
Kuzey Kore’deki insan hakları tablosu, Kovid-19 pandemisinden bu yana daha karanlık bir hal almış durumda. %116,7’lik bu korkunç artış, uluslararası toplumun Kuzey Kore üzerindeki baskısını artırması gerektiğini bir kez daha gösteriyor. İnsan hakları örgütleri, bu verilerin sadece buzdağının görünen kısmı olabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.

